Yaşanılmış yıllar.2 hal. docx

Published on Oct 01, 2026

Yaşanılmış yıllar.2 hal. docx

Yaşanılmış yıllar.2 hal. docx - Document to Flipbook

Published on Oct 01, 2026

Description:

Yaşanılmış yıllar ya da hülasa-i ömür iki katlı ahşap bir ev, isli gaz lambası; kireç badanalı oda, sessiz ve kimsesiz. duvarlara çarpıyor çığlıkları annemin, belki de annem acıklı şarkı söylüyor, beyaz bulutlar ve gölgelerden habersiz. yüreğinden tatlı bir ses beni çağırıyor beni çağırıyor omuzlarında melekler, babam kayıtısızca balkona taşınıyor, açıyor nefesinden hercai menekşeler. küçücük ağabeyim alev alev yanıyor. ışıltısız köy yolları, renksiz kokusuz, ah annem beşiğimi sallıyor, ninnisiz, renksiz duvarlarda sesini arıyor gibi. bahçede erik ağacı,ceviz elma ve kiraz, kimsesiz avluda beni horozlar koruyor. sağ yanımda bir melek yüzüme üfürüyor, nefesi serin, temiz ve süt kadar beyaz. dedem gölgede gölgesini kovuyor, ocakta tencere kaynıyor; sessiz buharsız, annem kapı arkasında beni emziriyor. nazenin bir çiçek gibi solardı yazlar, uzak gidilmez kentlerin ışıklarıyla. balıklı gölde kağıt gemilerim yüzerdi, gemilerimden kalbime Nurcan düşerdi. melekler kadar saf, günahsız ve aydınlık, başlardık yeni güne pırıl pırıl sabahla temmuz sıcağı saçlarımızı okşardı, lastik pabuçlar ayaklarımızı kanatırdı. ceplerimizde unutulmuş bir çiçek gibi, habersiz çökerdi hanemize akşamlar. kömür kokulu soğuk, gri kış akşamları, kardan adam, pır pır çocuk ve kartopu duru köşesinde istasyon mahallesinin. tren gelir, yolcular gelir, yolcular gider, yolcular gider hüzün menekşeler ayrılıkları. bir tren düdüğüyle Ayşin'de uçup gidersarı saçları kırmızı kazağı asılır kirpiklerime, kömür kokulu soğuk ve gri kış akşamları. ölürüm ay doğar, ay doğar, ay doğar, ay doğar yıldızlar düşer Karadağ sokağına. yolun sağında tek odalı ev bahçe içinde, annem, babam, kardeşlerim kan ter içinde. ipimizi çeker bir el her daim öfke ve kin, her daim ağıza gelir yürek kızıl gül renginde. gün olur adı Asiye çıkar pırıl pırıl yüreğin, çıkar gider aklından Döndü dediğin o kız. zaman durur, bir sevinç fışkırır sokaktan, lastik pabuçlar, tozlu yollar ve sarı saçlardan. Rabia ebe helva çıkarır tel dolabından, İdris mahallesi kör, sağır ve dilsiz;leş içinde. eğri Ahmet’in evi tek katlı, iki küçücük oda, bir bahçe, üç beş ağaç bir küçük su kuyusu, gülümser basma pijamalı kız toprak avluda, bir ömür boyu bitmez hayali çilesi ve hatırası. kara önlük, kıs saç, beyaz yaka okul yolları belirir alın yazım umudum kapkara tahtada. sevim öğretmen; öyle naif gözleri bal sarısı, necla’nın ürkek bakışları, bal sarısı saçları apansız bir hırsız gibi sokulunca düşlerime, nasılda yanardı yüreğim kor gibi bağrımda bir otobüs, bir bavul ve bir acemi yürek uzayan yolların sonunda şehir: Ankara eski garajlarda bir çift ayak; titrek ve ürkek, bir yavru kuş; gözleri kör yüreği fukara. ışıklar caddesinde dört katlı öğrenci yurdu ah umuda tomurcuklanmış binlerce çiçek, Keçiören çift asfalt bundan böyle yolumuz, yaşatır içimde binlerce kanatsız umudu. yüreğim çarparken duvarlardan duvarlara, Sevilnaz bir yaralı güvercin dalıma kondu. Doğdu’nun yüzü karlıdır karanlıktır, mağrurdur geçit vermez kahpeliklere. tenha sokaklara usulca çekilen hayat, genç bir kadın gibi gülünce hafifler, gülünce cansız bir balık gibi ağarır sırtı.Ölü mevsimdir bu, kuşlar düşer ellerine yorgun güvercinler doluşur avuçlarına, yağmurlar sen hiç istemesen de ıslatır, götürür kalbini bilmediğin o uzaklara. üşür yürek, karlı doğdu pembe çatı. bak sararmış yapraklar düşüyor suya mevsim sonbahardır uyan ey gönlüm! kuşlarım uçar bana tenha rüzgarı kalır, çok yalnızım esirge ve koru Allah’ım. bir ışık demeti, hüsran belki de cinnet, belki de bir büyük sanrı mutluluğumuz. gençtim en çok melânkoliğe düşkündüm, bir kadını sevdim ah hiç ölmeyecektim. öp beni anne öp beni bağrına bas, affet bilmez misin unutmaktır en büyük ihanet. Muhittin ULUPINAR