Genç Werther'in Acıları -- Johann Wolfgang von Goethe -- 3, 1973 -- Varlık Yayınları -- c9653e346612133037f56f052abeb596 -- Anna’s Archive - PDF to Flipbook
Published on Sep 08, 2026
Description:
GOETHE
Genç Werther'in
Acıları
Çeviren:
ARİF GELEN
Uçüncü Basılış
VARLIK YA YINEVİ
Ankara Caddesi, İstanbul BüYüK ESERLER KİTAPLIGI 19
Bu kitabııı ilk baskısı, şubat 1960'ta, ikinci baskısı
şulıal i!JOTJc yapılınışlır.
Varlık Yayınları, sayı : 1735
!stanbul'da Gençlik Matbaasında dizilmiş,
Bahar Matbaasında basılmıştır.
Mart, 1973 GENÇ WERTHER'İN
ACILARI Zavallı Werther'i.n hikayesine dair ne
bulabildimse, büyük bir gayretle tvpla ·
dım, size sunuyorum. Bana teşekkür edeceğinizi biliyorum. Onu ve karakterini d(;
beğenip sevecek, alınyazısından gözyaşlarınızı esirgemiyeceks·iniz.
Onun gibi aynı sıkınt·ıyı çeken iyi
kalpli insan! Onun acılarında teselli bul!
Bahtın veya kendi kusurun yüzünden daha yakın bir dost bulamıyorsan, bu kitapçık senin dostun olsun! BİRİNCİ KİTAP
4 May1s 1771
Ayrıldığıma bilsen ne seviniyorum! İnsan kalbi
neymiş meğer, aziz dostum. Seni öylesine sever, senden hiç ayrılamazken, ayrıldığıma nasıl da seviniyorum, bilmem. Beni affedeceksin, biliyocum. Kader
benim bütün öbür dostluklarımı, şu kalbimi yarala·
mak için karşıma çıkarmadı mı? Zavallı Leonore !
Ama benim bu işte suçum yok. Kardeşinin cilveleri
gönlümü eğlendirirken, ötede onun bana tutulmasını
önleyebilir miydim? Ama hiç de suçum yok mu acaba? Onun duygularını ben beslemedim mi? Aslında
pek gülünç olmadığı halde, çok zaman bizi güldüren o saf duygularını ifade ediş tarzından hoşlanmadım mı? Ama nasıl oluyor da, insan kendinden şikayet edebiliyor? Sana söz veriyorum, sevgili dostum, a.rtık yola geleceğim. Eskisi gibi, kaderin önümüze çıkardığı acıları sonuna kadar çekip durmayacağım. Günümü gün etmeye bakacağım. Geçmişi
unutacağım. Şüphesiz sen haklısın dostum. İnsanlar - neden böyledirler bilinmez - durmadan geçmiş acılan hatırlamaya çalışacak yerde halden hoşnut olı:ıalar, da.ha az acı çekerlerdi, GENÇ WERTHER'lN ACILARI
Ne olur, anneme söyle; işlerini yoluna koyacağım ve en yakın zamanda ona haber göndereceğim.
Teyzemle konuştum. Herşeyden önce, evde söylediğı
gibi hiç de kötü bir kadın olmadığını gördüm. Çok
iyi kalpli, şen ve zorlu bir kadın. Miras payı konu·
sunda annemin şikayetlerini ona anlattım. O da bana
kendi görüşünü ve geri kalanı hangi şartlar altında
verebileceğini açıkladı. İstediğimizden fazlasını bile
verecek. Kısacası, şimdi bundan fazlasını yazmak istemiyorum. Anneme, herşeyin düzeleceğini söyle. Bu
küçük iş dolayısiyle, anlaşmazlıkların ve gevşekliğin
dünyada belki de hile ve şeytanlıktan daha fazla yanılmaya sebep olduğunu anladım, dostum. Hiç olmazsa bu son ikisine daha seyrek rastlanıyor.
Beni sorarsan, iyiyim. Bu cennet gibi güzel yerde yalnızlık benim için bulunmaz bir şifa kaynağı
oluyor. Herşeye canlılık veren baharın türlü güzellikleri ürkek kalbimi coşturuyor. Her ağaç, her çalılık bir çiçek demeti. Bu güzellik denizinde yüzmek,
ondan alabildiğine beslenmek için insanın kelebek
olacağı geliyor.
Şehrin kendisi hoş değil ama, etrafını eşsiz bir
tabiat güzelliği çevirmiş. Bu yüzden Kont ve M,
türlü şekillerde yanyana sıralanarak aralarında güzel vadiler meydana getiren tepelerin birinde sağlığında bir bahçe yaptırmış. Pek gösterişli bir bahçe
değil. İçeri girer girmez, bahçe planını usta bir bahçıvanın değil, oranın tadını çıkarmak isteyen du;v-GENÇ WERTHER'lN ACILARI 7
gulu bir insanın çizdiği anlaşılıyor. Yıkılan odasında Kontu düşünerek birçok kereler ağladım. Eskiden
onun çok hoşlandığı bu yer, şimdi de benim en
sevdiğim yer oldu. Yakında bahçe benim olacak. Birkaç günden beri bahçıvan bana dostça davranıyor.
Bu dostluktan hoşlanacak da.
10 Mayıs
İçimde büyük bir ferahlık var. Doya doya tadını çıkardığım güzel bahar sabahlarına benziyor bu.
Yalnızım. Benim gibi duyanlar için yaratılmış bu
yerlerde bulunmak beni sevindiriyor. Çok mesudum,
dostum. Sakin benliğime öyle gömülmüşüm ki, sanatım bundan zarar görüyor. Şimdi resim yapamam,
bir çizgi bile çizemem. Ama, hayatımda şimdiki kadar büyük bir ressam hiç olmadım. İçinde bulunduğum vadiyi sisler basar, tepedeki güneş ormanımın
yol vermez karanlığını aydınlatamayıp ancak birkaç
ışın bu derin mabede girerken, şırıldayan derenin kenarında yüksek çimenlerin içine otururum. Toprağa
böylece daha çok yaklaşınca o binbir çeşit otlar bana acaip görünür. Otlar arasındaki küçük alemin
kaynaşmasını, küçük kurtların ve böceklerin bilinmiyen sayısız şekillerini daha yakından içimde duyarken, bizi kendine uydurarak yaratmış olan büyük 8 GENÇ WERTHER'1N ACILARI
varlığa, sonsuz sevinçler içinde bizi yaşatıp devam
ettiren sevgi kaynağının soluğuna yaklaşırım. Evet
dostum! Gözlerimin önündeki sis kaybolup, çevremdeki alem ve gökyüzü ruhumda bir sevgilinin hayali
gibi aksedince, derin bir ah çeker ve düşünürüm: Bu
duyduklarını bir söyliyebilseydin, içindeki gibi dolu
dolu, sıcak sıcak kağıda dökebilseydin. Öyle ki, ruhun nasıl ulu Tanrının aynası ise bunlar da senin ruhunun aynası olsaydı. Ama dostum, bunlar beni
mahvedecek. Ben bu duyguların yükü altında eziliyorum.
12 Mayıs
Bilmem buralarda aldatıcı periler mi dolaşıyor,
yoksa içimi sıcak tanrısal duygular mı doldurdu nedir, etrafım bana cennet gibi geliyor. Şehrin kenarında bir pınar var; Melusine ile kızkardeşleri gibi ben
de bu pınara gönül verdim. Küçük bir tepeden aşağı
inince bir kemerin önüne gelirsin. İçeri girip yirmi
basamak inince, mermer kayalıkların arasından sızan dünyanın en duru suyunu bulursun. Yukarda burayı çevreliyen küçük duvar, orayı dört yandan gölgeliyen yüksek ağaçlar, etrafın serinliği, insanı güzelliği ile kendine çeker ve ürpertir. Bir saat için olsun orada oturmadığım gün yoktur. Şehrin kızları GENÇ WERTHER'lN ACILARI !)
oraya su almaya gelirler. Böyle bir boş ve gerekli işi
eskiden kral kızları bile yaparlardı. Burada otururken büyük düşüncelere dalar, atalarımızın çeşme
başlarında nasıl tanışıp evlendiklerini düşünür, çeşme ve pınar başlarında iyi ruhların dolaştığını sanırım. Sıcak bir yaz gününde uzun uzun dolaştıktan
sonra böyle benim gibi çeşmenin serinliğinde hararetini söndürüp benim duyduklarımı duyan hiç ol·
mamıştır.
13 Mayıs
Kitaplarını göndereyim mi, diye soruyorsun.
Allah aşkına dostum, onları bana yaklaştırma! Ben
artık yönetilmek, coşmak istemiyorum. Kendi coşkunluğum bana yeter. Bana şimdi ninni gerek. Onu
da Homer'imde bol bol buluyorum. Durmadan kanım kaynadıkça onu susturmak için ninni söylüyo·
rum. Benimki gibi hoppa ve uçarı bir kalp görülmemiştir. Bunları sana mı söylüyorum, dostum? Sen
benim kederden sevince, tatlı bir hüzünden tehlikeli
bir çoşkunluğa düştüğümü görüp de az mı acı çektin? Ben de kalbimi hasta bir çocuk yerine koyuyorum; onun her istediği olacak. Sakın bunları başkasına söyleme! Bu yüzden beni kınayacak insanlar
vardır,